Önceki yazımda, bitirmeye çalıştığım işletme yüksek lisansı kapsamında yapmış olduğum “mezuniyet projesi”ne bir göz atmış, bu çerçevede “kamusal kâr” kavramını açıklamaya çalışmıştım. Bu konuya daha sonraki yazılarımızda dönmek üzere, bu yazımda 2011 yılı boyunca kaleme almış olduğumuz yazılara hızlıca bir göz gezdirerek, muhasebecilerin dönem sonlarında yaptıklarına benzer bir şekilde, bu köşe için bir “2011 mizanı” çıkarmaya çalışmamızda yarar olduğunu düşündüm.
2011 yılı boyunca bu köşede yayınlanmış olan yazılarımın ilki olan “Haberlerden haberdar mısınız?..” başlığını taşıyan yazımda, o günlerin rutin siyasi ve güncel gelişmeleriyle hiç alakalı olmayan, oldukça farklı ve şaşırtıcı üç habere dikkat çekerek, bunların bana hatırlattığı birkaç küçük anekdotu da okurlarımızla paylaşmışım.
“Sarıgül’ün sırrı ve tebrikler Esenler!..” başlığını taşıyan yazımda, “En başarılı belediyeler” anketinde, İstanbul’un en eski ve zengin ilçelerinden 3’ünün ardından 4. en beğenilen belediye olma başarısını göstererek, oldukça başarılı bir performans sergileyen, doğup büyüdüğüm ve halen yaşadığım ilçemin belediyesi olan Esenler Belediyesi’nin başarılı çalışmalarına değinmişim.
“Kanuni gerçekten muhteşem miydi?” başlıklı yazımla başlayan 3 yazılık seride, halen TV’de gösterilmeye devam eden “Muhteşem Yüzyıl” isimli diziyi konu edinmişim. Osmanlı tarihini iyi bilen bazı Batılı yazar ve düşünürlerin dahi Osmanlı padişahlarının hayatlarının bu tür film ve dizilerde anlatılandan çok farklı olduğunu ifade ettiklerine işaret etmişim. Bu tür dizileri seyretmenin dahi, şanlı tarihimizin ve atalarımızın küçük düşürülme ve hakarete varan düzeyde çarpıtılmalarına destek olma anlamına geleceğini de vurgulamışım.
Başlığı “Tarihin tersine döndüğü gün: 11022011” şeklinde olan yazımda, Batı dillerinde “palindrom”, benim Türkçe’leştirmemle “tersyüzdeş” denilebilecek bir özelliğe sahip olan 11.02.2011 tarihinde gerçekleşen, Mısır’ın 30 yıllık diktatörü Hüsnü Mübarek’in istifasına değinmiş, bu olayın İslam alemi ve tüm dünya için önemini vurgulamışım.
“O hem Necmettin, hem Erbakan’dı”: Merhum Necmettin Erbakan’ın vefatı üzerine kaleme aldığım, olağanüstü hayatındaki çeşitli olayların bendeki izlerini andığım bir yazı olmuş.
“Rakamlarla 10 yıl”: Bu yazımda, AK Parti iktidarında ekonomik alanda kaydedilen başarıların derlendiği bir çalışmaya özetle göz atmışız.
“'Slogan Benim' mi acaba?”, “Temayül neye mütemayil?”, “'Değişimin Farkındayız', ya siz?”, 88 yıllık Cumhuriyet tarihimizin taçlanacağı gün: 12 Haziran 2011” ve “12 Haziran’da tarih yazacağız!..” başlıklı yazılarımızda, 12 Haziran 2011 seçimlerine doğru gidilen süreçle ilgili çeşitli görüş ve düşüncelerimi paylaşmışım.
Başlığı “Karmaca: Tekrar iyi midir?” olan yazım, önceki yıllara ait yazılarımda değinmiş olduğum bazı konuları hatırlatma ihtiyacım sonucu ortaya çıkan bir yazı olmuş.
“Milletin adamları: Menderes, Özal ve Erdoğan”: Bu yazının konusu zaten çok açık değil mi?..
Başlıkları “Çılgın projeden sonra Ay’a da çıkacak mıyız?”, “Bin Ladin ölür, bir çınar doğar mı?..” ve “İki yeni İstanbul: Sultanşehir ve Paşaşehir mi?..” şeklinde olan yazılarımın başlıkları da, konu ve içerikleri hakkında çok açık fikir veriyor zaten sanırım...
Başlığı “Sizce Kılıçdaroğlu da AK Parti’ye oy vermiş midir?!.” olan yazımızda, bu kez 12 Haziran seçimlerinin sonuçlarını değerlendirmişiz.
“Şekersiz tatlı dünya” başlıklı yazı, aslında bana ait olmayan, ama sağlığımız açısından çok önemli olduğunu düşündüğüm bir konuyla, şekerin zararlarıyla ilgili bir alıntı.
“Yaz tatili nelerin katili?” başlığı size neyi çağrıştırıyor?..
“Prusya’lı General Clausewitz’den strateji dersleri” ve “Keskin Kenar”ınızı keskinleştirin” başlıklı yazılar, yönetim ve kişisel gelişim alanında kaleme alınmış iki değerli kitabın tanıtım ve özeti niteliğinde.
“Karadeniz’li güldürdü, şehitler üzdü”: başlıklı yazımda, Karadeniz dolaylarından gelen ilginç ve komik bir haberle neşelendiğimiz bir günün ilerleyen saatlerinde aldığımız üzücü şehit haberlerinin oluşturduğu tezatı konu edinmişiz.
“İmtihan Ramazanı, Afrika imtihanı”, “Ramazan’da da mı futbol ve siyaset birader?”, “Futbol ve siyaset malayani midir?” ve “Topla dağıt, dinsin ağıt!..” başlıklı yazılarımız, mübarek Ramazan ayının o güzel iklimi içinde kaleme aldığımız yazılar olmuş. Bunların hemen ardından da “Bayram neşeniz daim olsun” başlıklı yazımız gelmiş.
“Dışişleri Bakanımız içişlerine de karışıyor!” başlıklı yazımızda ise Sayın Davutoğlu’nun bir konuşmasında dinlediğim güzel bir anekdotu paylaşmışım.
“İnovasyon mu inovasmıyon mu?”, Türkçesi “yenileşim” olan “inovasyon” kavram ve uygulamalarının önemine dikkat çekmeye çalıştığım bir yazı olmuş.
“Teröre rağmen kardeşlik er kişinin işi” ve “Van’ımız bizim canımız, canımız yandı...” yine yazı içeriklerine dair ilave açıklamalara gerek bırakmayacak türden yazı başlıklarımız olmuş.
Kurban Bayramı vesilesiyle kaleme aldığım “Bayram tadında bayramlardan, tadımlık bayramlara...” başlıklı yazının ardından, “Yitik hazinemiz: Edep!..” yazımızda, başlığından da anlaşılabileceği gibi “edep” mefhumunun önem ve gereğine vurgu yapma ihtiyacı duymuşuz.
Başlığı “Patron kâr eder de devlet edemez mi: Kamusal kâr” şeklinde olup, 2011 yılındaki son yazım olan yazının konusuna ise bu yazımızın girişinde zaten değinmiştim.
Bütün bu yazılarımızın ayrıntılarını merak eden veya bazılarını okumak isteyebilecek okurlarımız, bu köşenin İnternet üzerinden ulaşabilecekleri arşivi içinde diledikleri yazımıza erişerek, tamamını okuyabilirler.
Yorumlar