Esenler Sanat Evi (ESEV)'de "Müzik ve Hayat" konulu bir seminer veren Anjelika Akbar, Esenler halkı tarafından yoğun bir ilgi gördü. Çok sansasyonel açıklamalarda bulunan Akbar, "Müzik Allah'a yaklaşmaktır" dedi.
Sorularıyla Akbar'ı terleten öğrenciler, ESEV'in gösterim salonuna sığmadı. İlk soru "Para ve ün için mi müzik ile uğraşıyorsunuz?" şeklindeydi. Akbar şöyle cevapladı; "Dünya'da tüm meslekler şu bedenimizi rahat tutmak adına yapılan mesleklerdir. Biri hariç. Müzik ruhla ilgili dir. Ben müziği her türlü gıda olan bir sofra gibi düşünüyor. O an ruhunuzun neye ihtiyacı varsa onu dinliyorsunuz. Müzik benim aşkım. Başka bir meslek düşünemiyorum bile" dedi. Müziğin bazen bir terapi, bazen de insan ruhunu zinde tutma yöntemi olduğunu söyleyen Akbar, Eski Mısırda, Ortaasyada, Hindistan’da ve Osmanlı’da müzik terapi yöntemi olarak kullanılıyordu. İbni Sina’nın Kurtuluş kitabını çok beğeniyorum. Batı dünyası İbni Sina’yı tıbbın babası olarak kabul ediyor. Bildiğimiz gibi geçmişten günümüze kadar birçok hastalığın ana sebebi psikolojiktir. Psikolojik hastalıkları da müzikle tedavi etmek bir yöntemdi" şeklinde konuştu.
Mozart’ı dinlemenin bazı insanlarda olumlu etkiler bıraktığını ifade eden Akbar, "Mozart’ın müziğindeki frekanslar karaciğer rahatsızlığına iyi geldiği saptanmıştır veya başka bir renkteki müzik başka bir rahatsızlığa iyi gelebilir. Biz Allaha yaklaşmak için erimemiz lazım müzik evrenseldir. İllaki Allaha yaklaşmak için müzik dinlemek gerekmiyor. Bizim saydam olmamız gerekiyor. Müzik duygularımızı pekiştirebilirse; huzura yaklaşmış olabiliriz. Her insanın bir müzik menüsü vardır. Müzik sizi bazen de depresyona sokabilir.
Türkiye’de kadının yerini müzikte değil de hayattaki yaşam koşullarında aramak lazım. Mesela Karadeniz bölgesinde Atmacayı eşinden çok seven bir anlayışın hakim olduğu söyleniyor" dedi.
"Müzik Allah'a yaklaşmaktır" iddiasında bulunan Akbar, "Bir rock müziği şu anda dinlerken haz alabiliyorsunuzdur fakat 10 yıl sonra dinlediğinizde haz almayabilirsiniz. Doğada çıkan her ses bir müziktir. Bir korna ne kadar iğrenç bir ses olursa olsun notaları olan bir müziktir. Müzikte Allah gibi yer yüzünü kuşatmışdır ve heryerdedir" iddiasında bulundu
"Piyano dışında başka bir müzik aleti çalabiliyor musunuz?" sorusuna Akbar, "Elbette ben bir müzisyen ve besteciyim. Bir çok aleti çalabiliyorum ancak benim tercihim hep piyanodan yana olmuştur" diye cevapladı.
Atatürk’ü Türkiye’ye geldiğimde bile tanımıyorduk. Televizyon izlerken beni duygulandıran bir müzik çalmaya başladı. Daha sonra bu müziğin İstiklal Marşı olduğunu öğrendim. Atatürk’ü bu noktadan öğrenmeye çalıştım. Araştırmalarımın sonucunda kültür ve sanata değer veren aynı zamanda zor dönemlerde ve savaşlarda kültür ve sanata değer veren bir insandı. Kültür ve sanata nerede değer veriliyorsa beni m için çok önemlidir.
Türkiye'de ilk eserini neden Atatürk'e hediye ettiğinin sorulmasının ardında Akbar şöyle cevap verdi; " Türkiye'ye ilk geldiğimde Atatürk hakkında hiç bir şey bilmiyordum. TRT'nin kapanışında bir müzik duydum ve resim gördüm. Müzikten çok etkilenmiştim. Tüğlerim diken diken olmuştu. Meğer o müzik İstiklal Marşı o resimdeki de Atatürk'müş. Bu yüzden Türkiye'deki ilk bestem "Güneşin doğduğu ufuktur" ve benim için yeri ayrıdır" diye konuştu.
Seminerin sonunda öğrenciler Anjelika Akbar ile birer hatıra fotoğrafı çektirerek, imzalı albümlerinden satın aldılar.
Yorumlar